Salı, Temmuz 18, 2006
ABRAHAM LINCOLN VS JOHN F. KENNEDY
Yapılan araştırmalar sonucu tesadüfün böylesi denilebilecek benzerlikler vuku buldu; Amerkian
başkanları John F. Kennedy ve Abraham Lincoln
arasında. Şimdi bunları sıralayalım:
Pedro
"ABRAHAM LINCOLN VS JOHN F. KENNEDY" © 2006 'SCIENATION' All Rights Reserved.
- Abraham Lincoln' ün kongereye seçildiği yıl; 1846
- John F. Kennedy' nin kongreye seçildiği yıl; 1946
- Abraham Lincoln' ün başkan seçildiği yıl;1860
- John F. Kennedy' nin başkan seçildiği yıl; 1960
- Lincoln ve Kennedy isimlerinde 7 harf var.
- Her ikisinin karısı da çocuklarını beyaz sarayda yaşarken kaybetti.
- Her ikisi de bir cuma günü, kafalarından vuruldu.
- Lincoln' ün sekreteri Kennedy, onu tiyatroya gitmemesi için uyarmıştı.
- Kennedy' nin sekreteri Lincoln, onu Dallas'a gitmemesi için uyarmıştı.
- Her ikisi de güneyli biri tarafından suikaste uğradı.
- Lincoln' ü öldüren John Wilkes Booth, 1838' de doğdu
- Kennedy' yi öldüren Lee Harvey Oswald, 1938' de doğdu.
- Her iki suikastçi de üç ismini de kullanıyordu ve toplamda 15 harften oluşuyordu bu isimler.
- Her ikisi de duruşmadan önce oldürüldü.
- Booth, suikasti bir tiyatrodan ateş ederek gerçekleştirip, bir depoda yakalandı.
- Oswald, suikasti bir depodan ateş ederek gerçekleştirip, bir tiyatroda yakalandı.
- Her ikisinden sonra Johnson adında bir güneyli başkan seçildi.
- Lincoln' den sonra başkan olan Andrew Johnson, 1808' de doğdu.
- Kennedy' den sonra başkan olan Lyndon Johnson, 1908' de doğdu.
- Lincoln suikastten bir ay önce maryland, monroe' deydi.
- Kennedy suikastten bir ay önce Marilyn Monroe' nun evindeydi.
Pedro
"ABRAHAM LINCOLN VS JOHN F. KENNEDY" © 2006 'SCIENATION' All Rights Reserved.
Salı, Temmuz 11, 2006
NEHİR NEHİR ÜSTÜNDE
E-posta hesabıma gelen güzel bir slide show. Almanaya' nın Hamburg kentinde bulunan Elbe nehrinin üzerine kururlan bir köprü. Fakat yapılan köprünün bir özelliği var ki onu benzerlerinden ayırıyor. Bu köprü üzerinden motorlu taşıtlar değil gemiler geçiyor. Evet, nehir üzerine kurulan köprü de bir nehir. Doğaya meydan okuyan bu mimarlık ve mühendislik eserlerine her zaman hayranlıkla bakmışımdır.

Şimdi biraz da olayın mühendislik kısmına bakalım.şimdi bu köprünün üzerinden kaç tane gemi geçer acaba diye soranlarınız vardır. Normalde bu gibi yerçekimine karşı yapılan yapılarda mimarlar ve mühendisler belli statik hesapları yaparlar ki maksimum ağırlığı taşıyabilsin. Bu köprünün statiği yapılırken eminim mühendisler fazla zorlanmadılar. Çünkü suyun
kaldırma kuvvetinden dolayı oldukça az bir abasınç oluşacak köprünün kolonlarına. Fakat kesinlikle sadece suyun ağırlığı kadar değil. Şimdi düşünelim; köprü boş haldeyken kolonla
ra uygulanan basınç P=h*d olsun. Köprüye gelen bir geminin, suyun içine girdiği hacim kadar su yükselecektir. Geminin suyun içine giren hacmi V olsun. Bu da yüksekliğe dönüşecek, ama inanılmaz az bir miktar, ama dediğim gibi sıfır değil. Buna da h/9999999999 diyelim. Bu sefer suyun basıncı P2=(h+h/99999999)*d olur. Ve görüldüğü üzere kolonlara uygulanan basınç sıfıra yakın bir değer arttı. İşte bu kadar. Yani mühendisler statik hesabında bunu dikkate almadılar ve sadece nehrin üzerindeki suyun ağırlığını aldılar.
Şimdi biraz da olayın mühendislik kısmına bakalım.şimdi bu köprünün üzerinden kaç tane gemi geçer acaba diye soranlarınız vardır. Normalde bu gibi yerçekimine karşı yapılan yapılarda mimarlar ve mühendisler belli statik hesapları yaparlar ki maksimum ağırlığı taşıyabilsin. Bu köprünün statiği yapılırken eminim mühendisler fazla zorlanmadılar. Çünkü suyun
MEHMET ALİ AĞCA
EVET DOSTLAR.BUGÜN SİZE BU ARALAR HABERLERDE SIK SIK DÖNEN AĞCA NIN TAHLİYE KARARIYNAN HAREKETLE Bİ YAZI YAZMAYI DÜŞÜNDÜM.BUYRUN.
ŞİMDİ,BU PSİKOPAT ARKADAŞI BİÇOKLARI PAPA NIN SUİKASTİYLE HATIRLAYACAKLARDIR.AYRINTILARA BİRAZDAN GİRİCEM FAKAT ÖNEMLİ OLAN ŞU Kİ,BU ADAM BU HAFTA TAHLİYE OLUYOR.
AĞCA NIN SAHNEYE ÇIKTIĞI ZAMAN, ADI SONRALARI BİR SPOR SALONUNA DA VERİLEN ABDİ İPEKÇİ SUİKASTİ İLEDİR.11 TEMMUZ 1979 DA YAKALANDIKTAN SONRA ANKARADA ASKERİ HAPİSHANEYE K
OYULMUŞTUR.FAKAT SÖYLENTİLER IŞIĞINDA DİYORUM Kİ, ABDULLAH ÇATLI VE ORAL ÇELİK SAYESİNDE HAPİSAEDEN KAÇMIŞTIR.KAÇIŞ HİKAYESİ DE HAYLİ İLGİNÇTİR.ŞÖYLE Kİ,Bİ YÜZBAŞI ÜNİFORMASI GİYMİŞTİR VE KAPIDAN ÇIKARKEN NÖBETÇİ ASKERE,"SENİN HİÇ VUKUATIN VAR MI " DEMİŞTİR,ASKER DE " "YOK KOMUTANIM" DİYE CEVAP VERMİŞ.AĞCA:"DEVAM ET O ZAMAN BİRAZDAN OLACAK".İLGİNÇ.1980 DE İSE GIYABINDA İDAM KARAI VERİLMİŞ AĞCA İÇİN.
GELELİM PAPA SUİKASTİNE.13 MAYIS 1981 DE CEREYAN EDEN BU OLAYDA AĞCA PAPAYA O
KALABALIKTA 2 KURŞUN SIKMIŞTIR,KARNINDAN VE KOLUNDAN.FAKAT PAPANIN VÜCUDUNDA 3 KURŞUN BULUNMUŞTUR.SÖYLENTİLERE GÖRE DİĞER KURŞUNU ORAL ÇELİK SIKMIŞTIR.MAHKEMEYE ÇIKARTILAN AĞCA'YI O DÖNEM İTALYADA TUTuKLU BULUNAN ŞU AN ATV HABERİ SUNAN KORCAN KARAR TERCÜME ETMİŞ.CEZAEVİNDE KALDIĞI YILAR BOYUNCA İTALYANCAYI YUTMUŞTUR VE BİR DE "BEN MESİH" ADLI KİTAP YAZMIŞTIR.KİTAPTA MESİH OLDUĞUNU İDDAA EDEN BU PSİKOPAT,BİKAÇ MÜRİT BİLE EDİNMİŞTİR.PAPANIN ÖLÜMÜNDEN SONRA YAYINLADIĞI AÇIKLAMADA TÜM KATOLİK ALEMİYLE BİRLİKTE YAS TUTUYORUM DEMİŞ,PAPA İÇİN RUHANİ KARDEŞİM TANIMINI UYGUN GÖRMÜŞTÜR.YİNE AYNI AÇIKLAMANIN ALTINA MESİHİN KULU YAZMIŞTIR.KENDİNİ MESİHLİKTEN KULLUĞUNA DÜŞÜRMÜŞTÜR.GARİPSİN BE ADAMIM.
PAPA NIN ONU KODESTE ZİYARET ETMESİYLE BU PSİKOPAT VE PAPA KANKA OLMUŞLAR.PAPAYA;"KARDEŞİM PAPA,SEN DE BANA İMAN ET,VATİKANDA KRAL OLACAĞIMA ORMANDA MAYMUN OLMAYI TERCİH EDERİM" DEMİŞTİR.PAPANIN GEÇEN SENEKİ ÖLÜMÜNDEN SONRA İSE CENAZSEİNE GİDECEĞİM DİYE TUTTURMUŞTUR.
İTALYAN MAHKEMESİ TARAFINDAN ÖMÜR BOYU HAPSE MAHKUM EDİLEN AĞCA,AF YÜZÜNDEN 20 YIL YATIP ÇIKMIŞTIR VE TÜRKİYEYE İADE EDİLMİŞTİR.İADE EDİLMİŞTİR EDİLMESİNE DE,ABDİ İPEKÇİ DAVASI ZAMAN AŞIMINA UĞRAMIŞTIR VE İDAM KARARI UYGULANAMAMIŞTIR.FAKAT ÖLÜMLÜ GASP SUÇUNDAN SADECE 5 SENE YATMIŞTIR.KODESTE,HAKKINDA YAZI YAZAN ORTADOĞU GAZETESİ YAZARI RABİA'YA AŞIK OLMUŞTUR.(KİMİLERİNE GÖRE PENGUEN,KİMİLERİNE GÖRE KARA FATMA OLAN TİPLERLERDEN Bİ BAYAN)ÇIKIŞINDA EVLENMEYİ DÜŞÜNMEKTEYMİŞLER.PAPA SUİKASTINI SENARYOLAŞTIRIP FİLM ÇEKMEYİ DE DÜŞÜNMEKTEYMİŞLER.
GELELİM PAPA SUİKASTİNİN SÖYLENTİLERDEN ÖTEYE GİDEMEYEN SEBEBİNE.AĞCA NIN DA DEFALARCA BELİRTTİĞİ ÜZERE BULGAR GİZLİ SERVİSİNİN Bİ PİYONUDUR KENDİSİ.PAPALIK,BULGAR ORTODOKS KİLİSESİNİN KATOLİK KİLİSESİNE KARŞI OLUŞUNUN Bİ OLUŞUMUYMUŞ.SOVYET GİZLİ SERVİSİNİN PARMAĞINI DA GÖRMEZDEN GELMEK YANLIŞ OLUR.O DÖNEM DEMİR PERDEDE YER ALAN
BULGARİSTAN GİZLİ SERVİSİNİ KULLANMIŞTIR.BİR DE SONER YALÇINA KULAK VERELİM: "AĞCA,GLADIO NUN TÜRK TETİKÇİSİDİR.BİLİNDİĞİ GİBİ GLADİO, CIA IN(VE NATO NUN) TÜRKİYE DE DAHİL TÜM AVRUPADA KURDUĞU GİZLİ KONTRGERİLLA ÖRGÜTÜ.PAPAYA 3. KURŞUNU SIKAN ORAL ÇELİKTİR.FAKAT O KARGAŞA DA FARKEDİLEMEMİŞTİR.ANCAK KAÇARKEN Bİ TURİST FOTOGRAFINI ÇEKMİŞTİR FAKAT OLAYIN ÜZERİ KAPATILMIŞTIR.YİNE PLANLAYICILAR ARASINDA ABDULLAH ÇATLI İSMİ GEÇER.BU SUİKASTIN ARKASINDA VATİKANIN KİRLİ PARA TRAFİĞİNİ YÖNETEN KARDİNALLER,YİNE GLADİO KADAR BÜYÜK BİR GÜRÜLTÜ KOPARMIŞ OLAN P2 MASON LOCASI,ULUSLARARASI SİLAH VE UYUŞTURUCU BARONLARI(ARALARINDA TÜRKLER DE VARDIR)SONRADAN CIA,YOGUN BİR PROPAGANDA FAALİYETİ İLE İŞİ RUS GİZLİ SERVİSİNLERİNİN ÜZERİNE YIKMAYA ÇALIŞMIŞTIR.AĞCA HER SEFERİNDE ÇELİŞKİLİ İFADELER VEREREK SAVCILARI ŞAŞIRTMAYI BAŞARMIŞTIR.(REİS KİTABINDAN) DURUM EPEY KARIŞIK,İLİŞMEMEKTE FAYDA VAR.
EVET,BU PSİKOPAT,12 OCAKTA TAHLİYE OLACAK VE ELİNİ KOLUNU SALLAYA SALLAYA ARAMIZADA DOLAŞMAYA BAŞLAYACAK(ÇOK KLASİK OLDU BİLİOYORUM.HEHE)İTALAYADA EN TANINAN TÜRK OLAN AĞCA(İKİNCİSİ TERİM)İÇİN İTALYAN GAZETELERİ AĞCA NIN HAYATININ DIŞARIDA TEHLİKEDE OLDUĞUNU DÜŞÜNMEKTELER.BAZILARI İSE PAPA ONUN ÇIKTIĞINI GÖRSEYDİ SEVİNÇTEN BAYRAM EDERDİ YAZMAKTALAR.CİDDEN İLGİNÇ.
AMA BİLDİĞİM BİŞEY VAR Kİ,PAPAYI BİNLERCE KİŞ ARASINDA VURUP DA KABAK GİBİ YAKALANAN EN SALAK SUİKASTÇİDİR KENDİSİ.
ESEN KALIN.
PEDRO.
"MEHMET ALİ AĞCA" "© 2006 'SCIENATION' All Rights Reserved.
"MEHMET ALİ AĞCA" "© 2006 'SCIENATION' All Rights Reserved.
TÜRK SAĞLIK SİSTEMİ
Geçetiğimiz haftada sayın ev arkadaşım Ert in sabah ın 5 inde sancılanmasıyla başlayan Türk Eğitim Sistemi komedisine değinmek istiyorum.
Geçtiğimiz perşembe sabaha doğru,son 3 haftadır yaptığım gibi saat 5 te son tarçınlı -karanfilli çayımı hazırlamış nette son bir kez daha takılıp uyumaya hazırlanırken,Ert in sancılı sesleriyle ev halkının yatağa yatmadan uzun ve uykusuz bi güne merhaba demesine şahit oldum.Taksiyle Bakırköye doğru başlayan 'gerçekleri bir kez daha görme' yolculuğum böylece başlamış oldu.En yakın devlet hastanesi olan Bakırköy devlet hastanesine vardığımızda gayet cool insanlar bizi bekliyordu.Acil servis demeye bin şahit isteyen bi yerdi burası.İstanbulun çok nüfuslu 3. bölgesine tekabül eden bu hastanede o gece bizi ilk olarak sadece bi kbb doktoru ve hemşiresi karşıladı.Sonradan öğrendiğime göre doğumdan sonra en sancılı durum olan böbreklerden taş düşürme işine girişmişti Ert.Görevliler ise Ert in acıya ne kadar dayanabileceğini sınıyordu sanki.Orada geçirdiğimiz 2 saat boyunca morfin vererek acıyı azaltmayı bi türlü düşünemediler.Çeşitli testler(kan,röntgen,idrar) için bizi o karlı günde binalar arasında dolaştırdılar.Nöbetçi olduğunu unutup,uykusunu almak için kapısını kilitliyip uyuyan röntgenci görevli beceriksizdi,iğne vurmak için elini oynatmaktan aciz hemşire ayrı bi işgüzardı.Test sonuçlarını yarım saat sonra aldıktan sonra genel cerrahi doktorunu beklemeye koyulduk ki o da karanlık odasında uykusuna devam etmekteymiş.Doktorlardan ve hemşirelerden daha ilgili olan güvenlik görevlisi sayesinde bu işgüzar doktoru uykusundan alıkoyduk.Keşke uyandırmasaydık da uykusuna devam etseydi,zira bizi Bakırköydeki bütün poliklinikleri öğretmeye iten bi sürecin başlangıcını yaptı.Yeni hedefimiz doktorun bize tarif ettiğine göre carrousel in karşısında dolmuş duraklarının orda bulunan üroloji bölümüydü,fakat öyle bi yer hiç olmamıştı.Yarım saat içinde 3-4 taksi değiştirerek o soğuk ve karlı kış gününde Bakırköydeki bilimum hastaneleri dolaşırken,acıya daha fazla dayanamayan Ert Acıbadem kararının verdi ve huzura yolculuk başlamış oldu.Girmemizden çıkmamıza kadar hem biz hem Ert insan olduğumuzu hissettik ve sevgi,saygı,ilgi kelimelerinin anlamlarını bi kez daha yaşadık.Gün çoktan ağarmışken,Ert de yediği yüksek dozda morfinin etkisiyle acıyı bi süreliğine unutmuştu.İşyerinin Doğan h
Ve evet,ert cumartesi günü olduğu ameliyatla,yorgun ve bitkin vücudunun ona yaşattıklarına bi kez daha göğüs germişti.
**Günün kazananlarını şöyle sıralamak gerekirse:
--Bakırköy devlet hastanesindeki kkb doktoru bayan:Acıdan kıvranan onlarca insana yardım etmek için,koskoca hastanede tek başına var gücüyle çalıştığı için.
--Üroloji merkezini ararken bindiğimiz n. taksi şoförü:O karlı günde,bizi bi ambulans gibi acıbademe yetiştirdiği için.
--Acıbadem:Aldıkları paranın hakkını verip insana insan gibi davrandıkları için tüm acıbadem kadrosu.
--Ert in şirketi:Çalışanını bu zor gününde yalnız bırakmayıp,araç , para yolladığı ve bilimum işleri hallettiği için.
--Doğan hastanesindeki görevli bayanlar:Sarı saçlarıyla ve güzellikleriyle gözlerimizi bu uykusuz günümüzün sabahında az da olsa açtıkları için.Hehe
**Günün kaybedenleri:
--Röntgenci görevli ve genel cerrahi doktoru.:Acil serviste yapılmaması gereken ilk şeyi olan uyumayı seçtikleri için .Ayrıca genel cerrahi doktorunun,bize artı olarak hiç bişey katmadığı aksine eksi olarak bizi süründürdüğü için.
--Üroloji merkezini ararken bindiğimiz (n-1). taksi şoförü:Bindiğimiz andan itibaren taksi şoförü olmasının bi gereksinimi olan 'adres bilme' den yoksun olduğu ve bizi kısmen daha uzak olan Cerrahpaşa ya götürmek için kastığı için.
--Genel olarak türk sağlık sistemi:Milyonların yaşadığı İstanbulda yetersiz hastaneye sahip olduğu ve bu hastanelerin de pislikten,rezillikten,kokuşmuşluktan geçilmediği için.
Diğer biçok şey gibi sağlık sisteminin de süründüğü Türkiyede hasta olmanın suç olduğunu,hele ki parası olmayanlar için ölümün bile daha iyi bi seçenek olduğunu bize gösterdiği için.
Esen kalın.
Pedro.
"TÜRK SAĞLIK SİSTEMİ"© 2006 'SCIENATION' All Rights Reserved.
CDMA
Evet sevgili 'Alternation By Pedro' okurları,bugün size son zamanlarda türlü esprilere alet olan bitir-me ödevinden bahsedicem. En nihayetinde bitirmiş bulunuyorum bitir-me ödevimi.Umarım okul da biter, bununla doğru orantılı olarak. Ödevimin içeriğine geçmek istiyorum.
Konumuz CDMA.Yani kod bölmeli çoklu erişim.Bu ödevi alırken,ki ben almadım,asistan verdi,ne olduğu hakkında hiç bir fikrim yoktu.Sonradan araştırıp az biraz hakim olduğumu düşünüyorum konuya.Tabi daha fazla bilgiye ikinci dönem sahip olacağım.Bizde durum şu şekilde; ilk dönem konuyla ilgili 15 sayfalık
genel hatlardan bahseden bi özet çıkarılır,ikinici dönem ise 50-60 sayfalık,konuyu derinlemesine inceleyen ve teorisini de anlatan bi ödev verilir.Şimdi anlaşılır bir şekilde konudan bahsetmek istiyorum ve size ilgili bağlantılar ve kaynaklar vereceğim.
Evet,CDMA yeni bir iletişim teknolojisi.Yani bize göre yeni,özellikle Amerikada ve doğu asya da yaygın kullanmıa sahip,avrupada da ilerlemekte.İlk çıkışı, pek çok bilimsel buluşun yapıldığı kahrolası 2. dünya savaşındadır.(2. dünya savaşının ve genel olarak savaşların,bilime katkısını(!) ilerki bi yazımda bulabileceksiniz,şu an araştırma aşamasındayım)amerikan ordusunun güvenli iletişimi için ortaya çıkmıştır.Ticari olarak kullanılmaya başlaması ise 90 ları bulur.
Hepimiz biliyoruz ki,cep telefonsuz yapamayız. Hatta zaman zaman,'ya cep telefonum olmasaydı','eskiden insanlar nası yaşarlarmış telefonsuz' diye konuşup hayrete düştüğümüz olur.Tanrı cep telefonunu kutsasın.Hehe.Artık cep telefonu konuşmanın yanında bize birçok olanak sunmakta,multimedya servisleri,sesli mesajlar vs.Bu da hız sorununu ortaya çıkarır,daha fazla bant genişliğine ihtiyaç duyarız.Şebekeler ise rekabetin de artmasıyla, bize ucuza sunmak zorundadırlar ve bu da onları maliyetin düşmesi yönünde teşvik eder.İşte CDMA burada karşımıza çıkıyor.
CDMA, ülkemizde ve dünyada yaygın olarak kullanılmakta olan GSM,TDMA, FDMA gibi kablosuz erişim teknolojilerinden farklıdır.Bunu sıkça kullanılan kokteyl partisi örneğiyle kolayca açıklayayım.
Bir kokteyl partisi verdiğmiizi düşünelim. Bu davete gelen kişiler aynı anda ikili gruplar halinde konuşmaktadır, karışıklığın olmaması içinse davete katılan diğer kişilerin bu konuşmaları anlamaması gerekmektedir.FDMA'de ve GSM'de; salon(frekans spektrumu) küçük odacıklara bölünüp,ikili gruplar bu odacıklarda konuşur.Bu da oldukça yorucu ve masraflı bir iştir. TDMA'de ise; ikili gruplar sırayla konuşur.Birinin konuşması bittiğinde diğer ikili grup konuşmaya başlar.Bu bekleme de oldukça can sıkıcıdır.CDMA'de ise, bunların hiç birine gerek yoktur.Herkes farklı dilde konuşur.Birini dinlemek istiyorsanız o kişinin konuştuğu dili dinlersiniz sadece,diğerlerini duysanız bile anlmazsınız.nasıl,gayet mantıklı değil mi?
Konuyla ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda verdğim kaynaklarda bulabilirsiniz.
Konuyla ilgili bağlantılar:
www.ericsson.com
www.alcatel.com.tr
www.netas.com.tr
Konuyla ilgili kitaplar:
Prof. Dr. Mine Kalkan- Mobil İletişime Giriş
Raymond Steele, Chin-Chun Lee, Peter Gould-GSM,CDMA and 3G Systems
Joachim Tisal - GSM Cellular Telephony
Scott L. Miller-Wireless Communication Systems
Esen Kalın
Pedro
"CDMA"© 2006 'SCIENATION' All Rights Reserved.
Konumuz CDMA.Yani kod bölmeli çoklu erişim.Bu ödevi alırken,ki ben almadım,asistan verdi,ne olduğu hakkında hiç bir fikrim yoktu.Sonradan araştırıp az biraz hakim olduğumu düşünüyorum konuya.Tabi daha fazla bilgiye ikinci dönem sahip olacağım.Bizde durum şu şekilde; ilk dönem konuyla ilgili 15 sayfalık
Evet,CDMA yeni bir iletişim teknolojisi.Yani bize göre yeni,özellikle Amerikada ve doğu asya da yaygın kullanmıa sahip,avrupada da ilerlemekte.İlk çıkışı, pek çok bilimsel buluşun yapıldığı kahrolası 2. dünya savaşındadır.(2. dünya savaşının ve genel olarak savaşların,bilime katkısını(!) ilerki bi yazımda bulabileceksiniz,şu an araştırma aşamasındayım)amerikan ordusunun güvenli iletişimi için ortaya çıkmıştır.Ticari olarak kullanılmaya başlaması ise 90 ları bulur.
Hepimiz biliyoruz ki,cep telefonsuz yapamayız. Hatta zaman zaman,'ya cep telefonum olmasaydı','eskiden insanlar nası yaşarlarmış telefonsuz' diye konuşup hayrete düştüğümüz olur.Tanrı cep telefonunu kutsasın.Hehe.Artık cep telefonu konuşmanın yanında bize birçok olanak sunmakta,multimedya servisleri,sesli mesajlar vs.Bu da hız sorununu ortaya çıkarır,daha fazla bant genişliğine ihtiyaç duyarız.Şebekeler ise rekabetin de artmasıyla, bize ucuza sunmak zorundadırlar ve bu da onları maliyetin düşmesi yönünde teşvik eder.İşte CDMA burada karşımıza çıkıyor.
CDMA, ülkemizde ve dünyada yaygın olarak kullanılmakta olan GSM,TDMA, FDMA gibi kablosuz erişim teknolojilerinden farklıdır.Bunu sıkça kullanılan kokteyl partisi örneğiyle kolayca açıklayayım.
Bir kokteyl partisi verdiğmiizi düşünelim. Bu davete gelen kişiler aynı anda ikili gruplar halinde konuşmaktadır, karışıklığın olmaması içinse davete katılan diğer kişilerin bu konuşmaları anlamaması gerekmektedir.FDMA'de ve GSM'de; salon(frekans spektrumu) küçük odacıklara bölünüp,ikili gruplar bu odacıklarda konuşur.Bu da oldukça yorucu ve masraflı bir iştir. TDMA'de ise; ikili gruplar sırayla konuşur.Birinin konuşması bittiğinde diğer ikili grup konuşmaya başlar.Bu bekleme de oldukça can sıkıcıdır.CDMA'de ise, bunların hiç birine gerek yoktur.Herkes farklı dilde konuşur.Birini dinlemek istiyorsanız o kişinin konuştuğu dili dinlersiniz sadece,diğerlerini duysanız bile anlmazsınız.nasıl,gayet mantıklı değil mi?
Konuyla ilgili ayrıntılı bilgileri aşağıda verdğim kaynaklarda bulabilirsiniz.
Konuyla ilgili bağlantılar:
www.ericsson.com
www.alcatel.com.tr
www.netas.com.tr
Konuyla ilgili kitaplar:
Prof. Dr. Mine Kalkan- Mobil İletişime Giriş
Raymond Steele, Chin-Chun Lee, Peter Gould-GSM,CDMA and 3G Systems
Joachim Tisal - GSM Cellular Telephony
Scott L. Miller-Wireless Communication Systems
Esen Kalın
Pedro
"CDMA"© 2006 'SCIENATION' All Rights Reserved.
